Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Emine Erel


Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Benim kuşağımda İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konserlerinde iki değerli kemancı, Emine Erel ve Semih Argeşo orkestranın baş kemancılığını paylaşırlardı. Her halde İstanbul Filarmoni Derneği’nin ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın kurulması nedeniyle 1945’lerden itibaren İstanbul’da senfonik müzik konserleri daha düzenli bir şekilde icra edilmeye başlamıştı. Ben de zannederim 1948-1949 yıllarından itibaren bu konserleri izlemeye başlamıştım. Benim kuşağım ve yaşları benden biraz daha büyük olanlar Saray Sineması'nda izlediği konserlerin tadını unutmaz, unutamazlardı..

Konserler daha sonra eski Taksim Belediye Gazinosu’nda, sonra Şan Sineması’nda ve daha sonra Atatürk Kültür Merkezi’nde devam etti. (Yangından önce isminde ‘Atatürk’ kelimesi yoktu).

Atlas Sineması’nda da bazen konser veya opera düzenlenirdi. Bunun dışında Eminönü Halk Evi önemli bir konser mekânıydı. Tepebaşında Dram Tiyatrosu ve Komedi Tiyatrosu ismiyle iki kültür merkezi vardı. Dram tiyatrosu Avrupa’daki klasik konser ve opera binalarının küçük bir benzeriydi. Komedi tiyatrosu amfi şeklindeydi. Burada bazen İstanbul Belediye Konservatuarı da konser tertiplerdi. Bu konserlerden birinde Emine Erel de solist olarak keman çalmıştı. Beyaz renkli bir tuvaletle sahneye çıkmıştı. Ondan o gün dinlediğim Kreutzer sonatı genç ve taze yüreğimi, ruhumu çok etkilemişti. Kreutzer sonatını daha sonra birçok konserlerde dinlemiştim. Ama Emine Erel’den dinlediğimin tadını hiç unutamadım ve etkisini hiç kaybetmedim.

Sayın Emine Erel hakkında internette birçok açıklama bulacaksınız. O bir Alman vatandaşıyken Ordinaryüs Profesör Muhittin Erel ile evlenmiş ve ismini değiştirmişti. İstanbul’da konservatuarda eğitim vermiş, Senfoni Orkestrasındaki çok canlı bir şekilde icra ettiği konsertmaister görevinden başka birçok resitaller vererek o günün sosyal bünyesinde toplumu aydınlatmıştır. Onu şahsen dinlemiş olmamın bir övünç kaynağı olduğunu düşünüyorum. Herkesin çok iyi bildiği gibi bu ailenin Türk müzik tarihinde isimleri yer alan iki saygın kızı bulunmaktadır. Bunlardan birinin benim kızımın piyano hocası olduğunu ve kızımın Dünyada en çok saygı duyduğu kişi olduğunu da burada iftiharla belirtmek isterim.

Semih Argeşo uzun yıllar Senfoni orkestrasının konsertmaister mevkiinde. Yıllarca birçok senfonik eserin icrasında orkestrayı hazırladı. Sonraki yıllarda İstanbul Radyosu orta dalga 350 frekansta onun yönettiği Radyo Salon Orkestrası toplum tarafından beğeniyle izlendi. İ.Ü. İktisat Fakültesi İçtimai Siyaset bölümünde, ders kapsamında bir gün Prof. Orhan Tuna bizi Radyo Evini gezmeye götürmüştü. Bazen fabrikalara da götürürdü. Binayı gezerken bir kapıyı açtık, pat diye Salon Orkestrasının çalışmalarının ortasına düşmüştük. Kalman’nın ünlü Çardaşfürstin operetinin notalarını seslendiriyorlardı. Semih Argeşo, muhteşem vibratosuyla, kendini kaptırmış, operetin gene o ünlü melodisinin, arşesiyle seslendiriyordu. Çok heyecanlanmıştık.

Bu anma konserinde biri 11 yaşında, diğeri 15 yaşında iki süper yeteneğin

başarılı icralarını hayranlıkla izledim. 11 yaşında NAZ İREM TÜRKMEN keman edebiyatının en zor eserlerini çaldıktan sonra hiç önemli bir şey yapmamış gibi davranıyordu.

5 veya 6 eser çaldı. Massenet’nin Meditation’u ve sona bıraktığı Sarasate Zigeunerweisen çaldığı eserler arasındaydı. Başarılı icrası beni şaşırttı.

Daha sonra 15 yaşındaki Elfida Su Turan’ı dinledik. Her işi bitirmiş, ben artık olgunluk dönemindeyim gibi bir havası vardı. Süper bir arşe tekniğine sahipti. Herhalde artık geniş bir çevrede tanınmaktadır.

Bu yetenekleri eğiten ve bu seviyele eriştiren hocalarına naçiz takdir ve hayranlıklarımı sunuyorum.

BU İKİ SÜPER YETENEĞİN İSTANBUL FİLARMONİ DERNEĞİ KONSERLERİ İÇİNDE DE YER ALMASINI, TÜM KONSER ARKADAŞLARIMLA ONLARIN YETENEKLERİNİ VE MÜZİĞE KATTIKLARI YORUMLARINI PAYLAŞMAYI ÇOK ARZU EDİYORUM.

Hepinize sevgiler...