Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Orhan Avşar
Orhan Avşar / Adios

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Saygı ile anıyoruz...

1950’lerde İstanbul’da Arjantin Tangoları çalınırdı. O yıllarda biz de keman çalan birkaç arkadaş Cağaloğlu’nda Reşit Paşa İlk Okulu’nda toplanıp Arjantin tangoları çalmaya çalışırdık. (Hulusi Öktem yönetimindeki Üniversite korosu da orada çalışırdı). Ben çok kısıtlı öğrenci bütçemle, Yüksek Kaldırım’da Papa Jorju’dan yurt dışından, Paris’ten S.E.M.I. isimli yayımcıdan gelen, tüm orkestra partilerini içeren Arjantin Tango albümleri satın almıştım. S. E.M.I.’den ithal böyle 13 albüm vardı. Demek ki o yıllarda İstanbul’da bu albümleri satın alan başka birçok alıcılar bulunuyordu. İşte böyle bir ortamda Orhan Avşar radyo programıyla bizlere bir yandan Arjantin tangolarını tanıtırken , diğer yandan ve gerçekte hepimize ders veriyor, ARJANTİN TANGOLARININ NASIL YORUMLANMASI GEREKTİĞİNİ ÖĞRETİYORDU. Orhan Avşar Tango Orkestrası’nın solisti Selçuk Kaskan idi. Evet bazılarınız onu skeçlerinden tanıyorsunuz.

O yıllarda Eduardo Bianco Tango Orkestrası Saray Sineması’nda konser vermişti. İşittiğimize göre Eduardo Bianco ile bandoneoncusu arasında anlaşmazlık çıkmış, bandoneoncu çekip gitmişti. Bir bandoneoncu araken kendisine Orhan Avşar takdim edilmiş, Avşar daha ilk akoru çektiğinde Bianco tarafından kabul edilmişti. Bianco’nun orkestrası dünyayı dolaşıyordu, Orhan Avşar da beraberinde gitmişti. O zaman radyodan dinlediğimiz ve spikerliğini rahmetli ve efendiliği ile ünlü, korodan arkadaşım olup sonuna kadar bizi hiç unutmayan arkadaşım Nedim Erağan’nın yaptığı Orhan Avşar Tango Orkestrası artık yoktu. Arjantin tangolarını gene radyodan bir süre, bir akordeon refakatinde Selçuk Kaskan söylemeye devam etti. Yıllar sonra Orhan Avşar İstanbul’a dönmüştü. Son defa gazetelerde onu Kurtuluş’ta, bir trafik kazasında kaybettiğimizi okumuştuk. Hıncal Uluç aşağıya koyduğum bu günkü yazısında çok güzel anlatmış. Türk Tango tarihinde Orhan Avşar’ın unutulmaz bir yeri vardır.
Mekânı cennet olsun.

HINCAL ULUÇ / HAYATIN EŞEK ŞAKASI

Sabahın ilk ışıkları. Soğuk gün grileşiyor. Sessizliği yırtan bir patlama!
Bir çarpma sesi!
Bir feryat!
Bir kırmızı kamyon bir adamı ezdi.
Ak saçları dağılmış yatıyor adam. Ölmüş. Güzel yüzünde donup kalmış hayata kırgınlığı.
O derdi ki:
"Bağışla bana, yalvarırım
Sağlam bir kafayı.
Sağlıklı bir bedende ve hem onurlu
Hem de sanattan yoksun
Olmayan bir yaşlılığı."
Pangaltı'dan Feriköy'e yükselen yokuşun ortalarında kamyonun altından çıkardılar onu.
Ve sonra... Bir namazlık saltanat musalla taşında.
Kamyon şoförü, "son adamı" öldürdüğünü bilmiyordu.
Son adam; Orhan Avşar'dı.
Arjantinli Astor Piazzola'nın ölümünden sonra onun seviyesindeki tek "bandoneon" virtüyözü, yani dünyadaki son Gran Maestro kabul edilirdi. Akordeona benzeyen bandoneon tangonun sesidir. Arjantin Tangosu ise klasik oda müziği kalitesindedir. Orhan Avşar, bu zor müziğin zirvesine ulaşmış adamdı.
Gri şafakta, freni patlak bakımsız kamyonun öldürdüğü Orhan Avşar. Son Gran Maestro.
Sabaha karşı ne işi vardı Feriköy yokuşunda?
Ve onu öldürecek kamyonu oraya getiren kader?

Evlerdeki tek eğlencenin radyo olduğu yıllar. Her cumartesi saat tam 12:00'de Orhan Avşar Tango Orkestrası programa başlardı. İstanbul'un altın yılları. Eğlence yerlerinin Paris ile yarıştığı dönem. Erkeklerin smokin, kadınların tuvalet giyerek gece kulüplerine gittiği "görgü çağı."

Ve gün geldi, bozulma başladı. Altın yıllar yerini kahverengi yıllara terketti. İnsan kalitesi düşünce, ilk müziğin kalitesi düşer. Orhan Avşar gibi değerli müzisyenler işsiz kaldı. Yıllarca orkestrasıyla değer kazandırdığı TRT'nin yenileri onu anlayacak kapasitede değillerdi. Programını kaldırdılar. Çok sıkıntı çekti. Nihayet Talimhane'deki Tayga Bar'da iş buldu. Biraz müzik yapıyordu ve utanarak teşrifatçılık...

2 şubat 1974 idi, Tayga Bar'dan sabaha karşı çıktı, evine giderken ölüme yakalandı. İşte, dünyanın müstesna müzisyeni ve ağabeyimiz Orhan Avşar böyle öldü. Kahrolduk. 2 şubat içimi iki türlü titretir; aynı zamanda futbolumuzun Taçsız Kralı rahmetli arkadaşım Metin Oktay'ın da doğum günüdür.

"Ey tatlı arkadaş toplulukları, hoşça kalın; uzaktaki evimizden birlikte yola çıkıp, ayrı ayrı, çeşitli yollardan geri dönüyoruz." (Catullus).