Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Prof. Rengim Gökmen & Gülsüm Gökmen

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

GAZİANTEP VALİLİĞİ’NDEN DEVLET OPERA VE BALESİ AÇILMASI İÇİN DAVET MEKTUBU ALDIK. ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BUNU GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM. DAHA SONRA SİVAS, VAN VE BENCE MALATYA, TRABZON GİBİ İLLERİMİZDE ÇOK KAPSAMLI BİR.. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Rengim Gökmen, 5 ilde daha opera ve bale kurmayı planladıklarını söyledi. Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü tarafından sahnelenecek olan senfonik konserde orkestra şefliği yapmak üzere kente gelen Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen, 2 bölümden oluşacak konserin son provasında dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay ve Ankara Operası Baş Kemancısı Tayfun Bozok ile birlikte görev aldı. Prova sonrası önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Gökmen, Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin Türkiye’de en genç Opera ve Bale Müdürlüğü olduğunu vurguladı. Türkiye'nin 75 milyonluk bir nüfusa ve büyük bir coğrafyaya sahip olduğunu dile getiren Gökmen, “Dünya ölçeğinde eşi emsali görülmemiş bir kültür atılımını gerçekleştirmiş bir ülke. Bugün 6 tane Devlet Senfoni Orkestrası ve 6 tane Devlet Opera ve Balesi, onlarca tiyatrosu, devlet tiyatroları, özel tiyatrolar ve belediye tiyatroları önemli bir potansiyeli barındırıyor. Bunun 75 milyonluk nüfusa yetmediği bütün Anadolu turnelerimizde aşikar bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu bakımdan ben yeni opera ve balelerin kurulmasını son derece elzem görüyorum. Gaziantep Valiliği’nden birkaç gün önce bir yazıyla Devlet Opera ve Balesi’nin Gaziantep'teki kuruluşunun gerçekleşmesini dileyen ve arzu eden beklenti içinde olduklarını bildiren bir mektup aldık. Bunu önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimizi düşünüyorum. Daha sonra Sivas, Van ve bence Malatya, Trabzon gibi illerimizde çok kapsamlı bir kültür kurumu olan, yalnız opera ve bale adına indirgenemeyecek etkinlikler gerçekleştiren, hem eğitim etkinlikleri, hem senfonik müzik konserleri, hem turneler gerçekleştiren bu kurumun çok önemli bir estetik katkı sağlayacağını şehirlerimize düşünüyorum. Onun için devlet opera ve baleleri kamunun sanatı koruyuculuk şemsiyesi altında destekleyen, ona yol açan, kültürün herkese ulaşmasını sağlayan çabaları ve yaklaşımı sayesinde yeni devlet opera ve balelerinin açılacağını düşünüyorum, hayal ediyorum” şeklinde konuştu. Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin çok yönlü ve kapsamlı bir hizmet verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Gökmen, “Yalnız Samsun'a değil hem Doğu, hem Batı, hem Karadeniz Bölgesi’ne, hem Doğu Anadolu Bölgesi’ne gerçekleştirdiği turnelerde Samsun Devlet Opera Balesi 4 yılda kuruluşundan beri ülkemizin kültür hayatına çok önemli katkılar yaptı. Bu bakımdan gerçekten gurur duyuyoruz” dedi. Ünlü piyanist Gülsin Onay’ı Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin sahnesinde ağırlamaktan gurur duyduğunu ifade eden Genel Sanat Yönetmeni Prof. Dr. Rengim Gökmen, “ Dünyanın sayılı piyanist sanatçılarından ünlü piyanist Gülsin Onay’a çok güzel bir eşlik çıkardık. Samsunlu sanatseverler unutulmaz bir gece yaşayacaklar ” diye konuştu. Samsun'a gelmekten ve Orkestra Şefi Rengim Gökmen ile aynı sahnede olmaktan mutluluk duyduğunu belirten ünlü piyanist Gülsin Onay ise, “ İyi bir konser olacak, bundan dolayı da çok mutluyum. Burada çok farklı bir heyecan var. Bu kurumun da giderek daha da yayılacağını ve birçok turnelerde, konserler ile halka ulaşacağını umuyorum ” dedi.

BU GELİŞMELERE BİRKAÇ KELİME İLÂVE ETMEK İSTEDİM: Çalışmaları tabii ki takdirle karşılıyorum. Ama ülkemiz açısından yetersiz buluyorum. Bir çoklarımız ülkemizde Cumhuriyet'ten önce başlayan opera sahasındaki gelişmelerin tarihçesini, oynanan birkaç operayı bilirler. O dönemleri bir tarafa bırakırsak, 1950'lilere girerken ülkemizde yalnız Ankara'da Opera vardı. Öğrencilik yıllarımızda bazı vesilelerle Ankara'ya yolumuz düştüğünde illâ operaya giderdik. Genç yaşıma rağmen, daha o yıllarda ülkemizin her bir vilâyetinde devlet operalarının ve devlet tiyatrolarının olması lâzım geldiğini düşüdür ve hayal ederdim. Daha sonraki yıllarda dış seyahatlerimde batıdaki ülkelerde çok küçük şehir ve kasabalarda bile sanatsal bir mimariyle inşa edilmiş çok büyük opera ve tiyatro binaları ve konser salonları gördüm. O zamanlar çoğumuzun belki ilgisini çekmemişti ama, daha sonraki yıllarda Rusya ve diğer komşu ülkelerde de operanın, balenin, tiyatronun, konservatuarların ne kadar önemsendiğini fark ettik. Gel zaman git zaman biz bu gün hâlâ 5 opera binasından bahsediyoruz. Yapmış değiliz, henüz bahsediyoruz ve bu ara İstanbul gibi bir büyük şehirde bulunan biricik opera binasına ve konser salonuna kilit vuruyoruz. İstanbul'da her gün bir çok sanat etkinlikleri var. Sanatseverler, müzikseverler her akşam gidecekleri etkinliği seçerken zorlanıyorlar. Bunlar nerelerde oluyor? Bazen bir okulun tiyatro salonunda, bazen bir kilise veya bir sinagogta, çoğu kez bir konsolosluğun kültür faaliyetleri çerçevesinde, hatta bazen bir hastanenin konferans salonunda. Bunların yanında belediyelerimizin de salonları var. Bunlar yetmiyor ama bunlar zaten opera oynansın, konser verilsin, senfonik bir müzik icra edilsin diye yapılmış yerler değil. İstanbul'un nüfusu 1 milyonun altındayken yapılmış olan Süreyya Operası ne kadar güzel. Yetersiz imkânlarına rağmen orada opera izlemeye gidiyoruz. Herhalde 500 kişi civarında izleyici kapasitesi var. Biletler bir ay önceden satışa çıkarılıyor, çoğu kez satışın başladığı ilk gün ilk saatlerde yer kalmıyor. Fulya salonu gitmesi gelmesi zor, hele şimdi daha dolambaçlı, ana binadan geçiş iptal edilmiş, benzinciyi geçip Acıbadem Hastanesi köşesinden sağa dönüp, 100 metre kadar öteden tekrar sağa dönüp, ıssız yerlerden ve sulak arazilerden geçip tekrar sağa dönüp bir kapıdan içeri girmek ve koridorlarda yolunuzu bulup salona erişmeniz gerekiyor. Salon da yetersiz. Geçen yıl Beethoven 9. senfoniyi orada dinlemiştim. Keşke gitmeseydim. O salon o senfoniyi hazmedemedi, bence o büyük senfoni o ortamda harcanmış oldu. Kuruluşundan itibaren konserlerine abone olduğum, orada oynanan her operaya (bazılarına birkaç defa) gittiğim AKM kaç senedir kapalı. Benim yaşam düzenim bozuldu. Elhasıl batıya doğru da baksak, doğuya doğru da baksak çok gerilerde kaldığımız görülüyor. Sayın Rengim Gökmen'in de farklı düşündüğünü sanmıyorum.