Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Mozart Requiem - Herbert Von Karajan

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Bu gün Marmaris’ten Bilge Özbakır Hanım iletişim dostlarına Mozart’ın Requiem’ini göndermiş. Requiem, ‘Ruhuna Dua’ gibi tercüme ediliyor. Lugatlarda olmasa da, ‘İlahi’, ‘Ağıt’, ‘Yakarış’ gibi kelimelerle de ifade edebiliriz diye düşünüyorum. Daha uygun düşen bir kelime de seçebiliriz.

Bilge Özbakır Hanım geleneksel Türk Müziği sahasında besteci bir babanın kızıdır. Gönderdiği mail’lerden müziğin her dalında bilgisi olduğu, tüm güzel müzikleri sevdiği, müziği, resimleri, renkleri, doğayı ve her çeşit sanat eserini sevgiyle yorumladığı anlaşılmaktadır.

Sizlere hep üniversite korosu ve kısa süren opera çalışmalarımdan bahsediyorum ama bir de 1980'li yıllarda Dutch Chapel‘de (Hollana Şapeli) koroya katılışım var. Doktor ve kemancı Musa Albukrek’in abisi Viktor Albukrek, (ki onunla da birkaç defa oda müziği, çalışmıştık) beni kemanlara katılmak üzere oradaki çalışmaya çağırmıştı. Gidince koroda söyleme duygularım depreşmişti. İşte orada Brams’ın Requiem’i ve Handel Messiah’ından başka, burada linkini gönderdiğim Mozart’ın Requiem’ini de çalışmış ve konserler vermiştik. Redhouse Kitabevi’nin sahibi olduğu söylenen yabancı bir bey koroyu yönetirdi. Orada bu üç büyük bestecinin bir birinden farklı olan koral armonisini beynime doldurmuştum. Oktay Uzel’ de baş kemancımızdı denilebilir. O olmadığı zaman şef bayağı daralırdı. Bir de şu anda ismini unuttuğum İDSO’nin baş çellocusu geldiğinde şefimiz çok memnun olurdu. Bas olunca başka oluyor derdi. Yeşua Aroyo ile de orada tanışmıştık. O sık sık eserin yorumuyla ilgili şefle tartışırdı. Ama eline hangi partiyi verseler önceden çalışmış gibi deşifre ederdi. Onun da o zaman bir korosu vardı. Zannederim daha sonraki yıllarda ismi ‘İstanbul Oda Korosu’ oldu.

Bu konserlere Institu Française’deki Fransızca hocalarımı da çağırıyordum. Bu da nereden çıktı diyeceksiniz. Okulda Fransızca okumuştum ama sonradan epeyce İngilizce çalışmıştım. İyi kötü bir Fransızcam vardı, hatta mektepteyken Thomas Campanella’nın Le Cité du Soleil isimli kitabını tercüme etmiştim, gene öğrenciyken Fransızcamla doktora lisan imtihanını kazanmıştım ve de doktora seminerlerini yapmıştım. Bizim fakültede o zaman mastır ismiyle bir derecelendirme yoktu. Fransayla olan ticari işlerimi de bu Fransızcamla çevirebiliyordum ama rahat durmadım, bir süre Libération gazetesinin İstanbul muhabiri bir hanımla Paris ve Fransa’daki siyasi partiler ve siyasetçiler hakkında haftada birkaç kez gevezelik ediyordum. Yetmedi Fransız Konsolosluğu’ndaki 5 yıllık kursa gittim. Beşinci yıl dersler iyice ağırlaştı, izleyemeyeceğimi düşündüğümden bıraktım. Ama görüyor musunuz, bir yandan bir işim var, bir yandan da neler yapmışım. Kendilerini yenilemeyen yangeldicilere kızarım.

Şimdi gelelim bu linke:

Bu büyük bir eserdir.

*Linkin sesi az çıkıyor, Notebook’da kulaklıkla dinlemelisiniz.

*Ucuz uydurma kulaklıklarla dinlemeyin, İyi bir kulaklık aldığınızda dinlersiniz.

* Uzundur, zamanınız yoksa dinlemeye başlamayın.

*Müzikle özleşemeyecekseniz vazgeçin. Başka bir gün denersiniz

*Ben sevmem veya sevmedim diyecekseniz, dinlemeyin, fikrinizi içinizde, kendinize saklayın.

*Bu müziği anlayamayacak sevideyseniz, anlayamam deyin başka laf etmeyin.

Beni kızdırmayın!

Hepinize sevgiler...