Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Adnan Saygun - Özsoy - 1 - Overture

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Kendimi bir şeyler biliyormuşum sandığımı, yukarıdan baktığımı düşünmeyin. Hepinizin bilgili olduğunu biliyorum. Aranızda müzik sahasında çok bilgili olanlar var. Bu eser hakkında müsaadenizle birkaç kelime yazmak istedim.

1923 yılında Cumhuriyet kuruluyor. 1924’ten itibaren ülkemizde kendini kanıtlamaya başlamış genç müzisyenler Avrupa şehirlerine eğitime gönderiliyor. Harpten çıkmış 13 milyon nüfuslu, ekonomisi zayıf, dış dünyaya borçlu ülkemizde güzel sanatlara, eğitime önem veriliyor. 1928 yılında da Ahmet Adnan Saygun gönderiliyor. Bu öğrenciler memleketimize dönerek ilk kuşak çok sesli evrensel Türk müziğinin bestecileri olarak yapıtlarını sunuyorlar.

1934’de İran Şahı ülkemizi ziyaret edecek. O günlerde Atatürk arada bir İsviçre’ye telefon bağlatıyor. Meğer İran Şahı’nın oğlu o günlerde İsviçre’de imiş, ve Atatürk, Şah’a buyurun isterseniz mahdum beyle görüşün diyecek ve böylece bizde iletişimin geliştiğini kanıtlayacakmış. Gene, Şah’a bu akşam Operada bir Türk operası oynuyormuş, bu akşam oraya gidelim diyecekmiş. İşte o ÖZSOY OPERASI. Konunun çerçevesini Atatürk veriyor, konusunda Türklük ve kardeşlik var, Libretosunu Münir Hayri Egeli yazıyor ve Saygun’a veriliyor ve bir ayda bestelemesi isteniyor. Koro ve orkestrayı toparlamak ayrı sorunlar. İşte bu ilk Türk Operasını Ahmet Adnan Saygun süresinde besteliyor. Opera 10 bölümde düzenlenmiş. Bakınız genç Saygun bu kadar kısa bir süre içinde ne kadar güzel bir uvertür bestelemiş. Yukarıdaki kayıt birinci uvertür. İlerde peyderpey belki diğer bölümlerini de gönderirim.

Not: Saygun’un cenazesi Atatürk Kültür Merkezi sahnesine konmuştu. Onun büyük eseri Yunus Emre Oratoryosu seslendiriliyordu. ‘Ecel geldi...’ sözleriyle başlayan bölüm geldiğinde kalbimin nasıl çarptığını unutamam. Sonra tabutunu omuzlarımızda Dolmabahçe Camii’ne taşıdık. Sonra Zincirli Kuyu’da toprağa verildi. Değerli tenor Erol Uras bir gün yazıhaneme buyurmuştu. Herkes gittikten sonra kabri başında onun operalarından parçalar söylediğini anlatmıştı. Ben de bazen oralardan geçerken saygımı sunmaya çalışırım.

Hepinize sevgiler...