Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Canerhan Tipi isimli bir bey eski İstanbul vapurlarını sergileyen çok güzel bir PPS yapmış. Size onu gönderdim, buraya alamıyorum. Yalnız görsel olarak değil, aynı zamanda onların hikâyelerini de anlatmış. Bana dostumuz Yeşua Bey göndermiş. Bazı slaytlara düşüncelerim de katılınca zaman zaman bayağı duygulandım. Anlaşılan Canerhan Bey de benim gibi duygusal bir kişi. Slaytın sonunda her ne kadar ‘SON’ yazıyorsa da, dosya isminin uzantısında (1) rakamı var. Bu slaytın belki devamı da vardır.

İllâ lafı uzattığımı biliyorsunuz. Benimle çoğu zaman aynı duyguları paylaştığı halde kızım da uzun yazıyorsunuz diyor. Ben gene bildiğimi okuyayım.

Ben 50 yılı aşkın İstanbul’un fiyakalı semti Etiler’de oturuyorum ama, benim yakınlarım, İstanbul’un surlarla çevrili olan bir semtinde, vaktiyle içinde dedemin, haminnemin yaşadığı bir evde 81 yıl önce doğduğumu bilirler. Ben eski Haliç-Fener’liyim, yani ben Haliç’liyim, kimse benden daha fazla Haliç’li olamaz, Haliç’in ismi geçince dikkat kesilirim, ben orada Bizanslılarla beraber büyüdüm. Ne yazık ki Kıbrıs’ta Türklere yapılan kötülüklere karşılık olarak 1955’de çok yanlış bir şekilde tertiplenen 6-7 Eylül olaylarında yağmacıların karşısına dikildim ama komşularımı koruyamadım. (O tarihlerde İstanbul büyük göçler almıştı) Burada bir parantez açayım... Bizim evin adresi ‘Hacı İbrahim sok. No:33 Haliç-Fener İstanbul’ idi. Lisede edebiyat hocamız mahallemizdeki tarihi eserleri anlatmamızı isteyen kompozisyon (o zaman tahrir diyorduk) ödevi vermişti. Ödevimde sokak tabelasındaki Hacı İbrahim’i görüntüledim ve konuşturmuştum. Tahrirlerden 10 almak huyundaydım. Parantezi kapattık.

Sayın Canerhan Tipi Bey, Boğaz vapurlarını çok güzel anlatmış. Kendisine teşekkürler. Keşke biraz da Haliç vapurlarından bahsetseydi. Onlar daha küçük boyuttaydı. Her halde 10-15 kadardı. Aralarında biraz farklar vardı. Hatırımda kaldığına göre 11 numara biraz daha yakışıklıydı. Marmara'dan veya Boğaz’dan geldiniz, köprünün altından Haliç tarafına geçersiniz, Haliç iskelesinde vapurunuz bekliyor. Kasımpaşa sonra Fener gideceksiniz. Arada Cibali’ye uğruyorsa ona dilenci vapuru denirdi. Sonra Balat, Hasköy, Halıcıoğlu, Eyüp , Sütlüce var. Sütlüce’den ötesi daha seyrek ve başka bir vapur. Ben Haliç Fener’de vapurdan çıkan şık insanlar gibi güzel bir topluluğu Paris’te bile görmedim.

Fener’de vapurların çok işlevi vardı. Bir defa, Rum Lisesi boşalınca öğrenciler iskeleyi doldururdu. Beyoğlu'na gitmek isteyen insanlar için bazı yol seçenekleri vardı. Kasımpaşa’ya geçip Şişhane’den yukarı çıkarsınız. Eşim 6.ıncı Daire’deki Beyoğlu Kız Sanat Enstitüsü’ne herhalde böyle gidiyordu. Başka bir yol daha vardı. Gene kendimden anlatayım. Haftada bir gün keman dersine gidiyordum. Hocam Şişli’de. Bazen bir hafta dersimi hazırlayamamışım. Son gün 8-10 saat çalıştığım olurdu. Artık kafam dalgalanıyor. Fener’den vapura biner, vapurun arkasından Haliç’in sularına bakarak dinlenirdim. Köprü’de iner, Tünel’den yukarı, oradan otobüsle Şişli’ye giderdim.

Bir de vapurların yolcularından bahsedeyim ve bir kıyaslama yapayım. Kadıköy ve Ada vapurlarında çevrelerine bakınca insanlar bir kusurları olmasın diye kendilerini sorgularlardı. Kibarlık her şeyin önünde gelirdi. Bir hafta önce Heybeli Ada’ya gittim. Vapurda gürültü, patırtı, düzensizlik yüzünden son derece sıkıcı ortamda kaldım, adeta perişan oldum. Daha fazlasını anlatamıyorum. Yanımda taşıdığım müsekkin haptan yuttum ama isteklerime rağmen bir küçük şişe suyu da temin edemedim.

Sunumun sahibinden Haliç Vapurlarının hikayelerini anlatan bir sunum yapmasını veya hiç değilse bu mevcut sunuma birkaç kare de Haliç Vapuru eklemesini ben rica etmiş olayım.

Hepinize sevgiler...