Hadi Asitanelioğlu

 

Tangoları

Müzik Sohbetleri

Toplum & Sanat

Geçmişten Kesitler

Sevgili A…  

Bugün senin gönderdiğin, İnönü’nün azınlıklar ile ilgili güya Atatürk ile görüşmek istemesi ve Atatürk’ün güya çiçekleri söktürmesi hakkındaki yazı kaçıncı defadır geliyor. Nedense İnönü’yü kötüleme kampanyasıdır gidiyor. Bunlar arasında okumuşlar da var. Geçen gün de bir şoför İnönü çok kötü adammış dedi. Nereden biliyorsun dedim. Arabaya bir kadın binmişti o söyledi dedi.

Ne yapacakmış yani İnönü, azınlıkları mı atacakmış. Kim uyduruyor bunu? Atatürk’ün çiçekleri söktürüp attıracağına aklın eriyor mu? Bir ağaç kesildiği zaman oturup ağlayan kişi bahçenin tüm çiçeklerini söktürecek, olacak şey mi? Atatürk söylemek istediğini ifade edecek güce sahip değil mi?

Ben Atatürk ve İnönü dönemleri kuşağından birisiyim. Vatandaş, hemşeri, komşu, dost olarak hepimiz birbirimizi sevdik. Kimse bize ayrı gayrı telkin etmedi. Bir kısım ayrı gayrı da ne yazık ki uluslar arası anlaşmalardan kaynaklanıyor.

İnönü Cumhuriyetimizin ikinci adamıdır. Bağımsızlığımız için düşmanla savaşmış, Lozan’da tüm dünyaya meydan okumuş, savaştan sonra memleketimizin iktisadî ve kültürel kalkınmasında, ve devrim yasalarının uygulanmasında Atatürk ile birlikte hareket etmiş, Atatürk’ün ölümünden sonra Atatürk devrimlerine sahip çıkmış, Demokrat Parti’ye karşı direnmiş, 27 Mayıs devriminden sonra demokrasiye geçişi sağlamış bir kişidir. Bütün klasikler İnönü zamanında tercüme edilmiş, Devlet Operasının ve Senfoni Orkestranın kurulmasında en büyük desteği vermiştir.

Bir de Yassı Ada davalarında büyükleri, yakın akrabaları üzüntülü günler geçiren eğitimli kişiler vardır. Bunlar da dünya batsa CHP’ye ve İnönü’ye sempatiyle bakamazlar. Oysa Yassı Ada’yı organize eden İnönü değildir. Zaten halkımızın büyük çoğunluğu da Yassı ada davalarını itirazı olmadan, merak ve saygıyla izlemiştir. Demokrat Parti’ye karşı büyük bir savaş veren, CHP’yi ayağa kaldıran, DP döneminde, Zonguldak’ta kendisine tabanca tutularak işlem yapılan Kasım Gülek dahi Yassı Ada davalarında Menderes’e karşı beyanda bulunmamıştır. Menderes’in idamı da sanki İnönü’ye yüklenmek istenir. Oysa son dakikaya kadar o idamı önlemeye çalışmış, hatta hatırladığım kadarıyla Berrin Menderes Hanımefendiyle karşılıklı göz yaşları dökmüşlerdir.

Ben Atatürk’ten sonra ayakta alkışlanacak bir lider olarak yalnız İnönü’yü gördüm. Onu her zaman saygıyla anarım. Ne yazık ki bugün insanlarımız bölük pörçük fikirler ileri sürüyorlar. Bazıları eski değerleri çeşitli maksatlarla yıpratmaya çalışırken, bir kısmı da güya bu günkü iktidara muhalefet etmektedir. Bu sonuncuların kimi Atatürk karşıtı, kimi İnönü karşıtı, kimi Cumhuriyetimizin karşıtı, kimi ordumuzun karşıtı, kimi 12 Eylül karşıtı, kimi devrim yasalarının karşıtı, kimi CHP karşıtı, kimi Baykal karşıtı... Peki sonrası? Sonrası işte böyle, herkes kendine göre bir masal uyduruyor.

Sevgili A... bahis konusu yazı bugün senden geldi. Bu yazıyı da sana yazıyordum. Sonra tüm dostlarımıza göndereyim dedim.

İNÖNÜ İLE İLGİLİ OLARAK O YAZIYA HEMEN AKLA GELEN BİRKAÇ ŞEY DAHA İLÂVE ETMEK GEREKİR. BİRİ, İKİNCİ DÜNYA HARBİ SIRASINDA İZLEDİĞİ DIŞ POLİTİKAYLA BİZİ HARBE SOKMAMASIDIR. O ZAMAN BİZ VESİKAYLA EKMEK YEDİK AMA HARP EDEN ÜLKELER NE YEDİ? EKMEK VESİKAYLA OLMASAYDI YALNIZ ZENGİNLER YERDİ. DİĞERİ KİMSENİN BURNU KANAMADAN 14.MAYIS 1950’ DE SEÇİME %85 İŞTİRAKLA ÜLKEMİZİ ŞEFLİK DÖNEMİNDEN DEMOKRASİYE GEÇİRMESİDİR.

Hepinize sevgiler...